Home » Alevilik » SINIFSAL VE FELSEFİ DÜŞÜNEN HERKESİN ALEVİLİĞİ İYİ ALGILAMASI GEREKİR!

SINIFSAL VE FELSEFİ DÜŞÜNEN HERKESİN ALEVİLİĞİ İYİ ALGILAMASI GEREKİR!

SINIFSAL VE FELSEFİ DÜŞÜNEN HERKESİN ALEVİLİĞİ İYİ ALGILAMASI GEREKİR!
Diyalektik materyalizme karşı çıkıp, dogmatikliği öne alanlar arasındaki bir bilim ve kurgu savaşı yaşanıyor günümüz sürecinde.
Diyalektik materyalizmde, bilim ve felsefenin hakim olduğu bir düşün ve felsefe, diyalektikçilerine ve felsefi düşünenlere, Allah’ın emirlerini tanımayan olarak öteleyenlerin, bir mantık dışı inatçı ve kanıtsız veri ve yaklaşımları, feodal toplumları etkileme ve dolayısıyla din sömürüsünü sürdürme biçimidir.
Akıl dışı kurguların savunuculuğu, sınıfsal mücadele içerisinde, proleteryanın örgütsel gelişmesine en büyük darbeyi vuran Tanrısal anlayıştır.
Marks’ın dediği gibi, madde oluşmadan düşüncenin oluşmayacağı bir gerçektir!
Demek ki, önce evrennin, sonra doğanın oluşumu, canlının oluşumu ve canlıdaki düşüncenin oluşumu milyonlarca yılın bir evrimsel sürecidir. 6 günde evreni ve insanı yaratan bir mantık dışılık, köleleşme, biat kültü ve korku düzenin oluşması için kendilerini Tanrı katında görüp, toplumu ümmet olarak göstermesi de bir ezen ve ezilen düzenin temelini atmış olmuşlardır.
İlkel ve feodal toplumlarda, köleci ve biat kültü oluşmuş bir yaşam biçimini, tarımla uğraşan köylü toplumunu pek etkilemese de, mülkiyetçi bir yaşam biçimine dönüşmesi, kölelikten uzaklaşmış görünse de, sahiplenme ile birlikte, güç ve güçlü olanın üstün olmasını da beraberinde getirmiştir. Erkek egemenliğinin öne çıktığı bir süreçte, korku düzeni olan din olgusunu da kurgulamak tam bir köle ve ümmet kültürünü önemsetmiş, benimsetmiş ve yönetmiştir, din yaratıcıları. Artık yönetim hepten dinin de yardımıyla egemenleşmiş, yönetim şeklini toplumsallaştırmıştır.
3500 yıl din egemenliği altında, din adına savaşlar, katliamlar, işgaller, sömürüler, imparatorluklar ve devletçiğe kadar uzanan, ulusal kimliğin öne çıkartılması, ulus-din sentezi oluşturmak suretiyle, sanayileşme ile birlikte artı değerin öne çıkmasıyla, diyalektik materyalist bir felsefi anlayışın öne çıktığını görüyoruz.
İnsanlığın oluşumundan günümüze kadarki süreçte, toplumun kollektif yaşama felsefesi sınıfsal bir mücadele biçimiyle bilimsel olarak sınıfsal mücadeleyi zorunlu kılmıştır.
Bu sınıfsal mücadele içerisinde, dine ve dinlere bulaşmamış, biat etmememiş, ümmet olmamış bir toplum olarak Aleviliğin, materyalist felsefeye hiç yabancı bir toplum değildir.
Hem sınırsız ve sınıfsız bir topluma, hem de proleterya diktatörlüğüne en yakın-yatkın bir anlayış-düşünce ve felsefesi olan bir toplumdur.
Evrenin oluşumundan, kadim bir toplum geleneğini, her koşulda mücadele edebilecek hem savunabilecek akla dayalı, felesfi olgularla direnmeye devam edecektir.
Alevilerin sınıfsal mücadelesi, vardan varolalı varlardı ve varlıkları da devam edecektir. Hiç bir dogmatik ve akıldışı anlayışa bulaşmamış, bilim ve felsefeyi kendine ilke edinmiş bir toplum olarak, diyalektik materyalizmin en iyi savunucusu olmuş hatta diyalektik materyazmi kendilerine ilke edinerek, ezenin hep karşısında olup, “yarın yanağından gayrisini ortak” fesefesine sâdık kalmıştır.
Artık bu toplumu, dinin içine çekmeye uğraşmayın lütfen. Beslendiği kaynaklar çok farklı kaynaklardır. Mesela; Luvi’ler, Sümer, Hitit, Konfüçyüz, Tao, Budha, Zerdüşt, Şaman, Rum ve Roma’lılardan ritüel alıntılar var ama semavi olan dinlerden pek bir ritüel benzerlikleri yoktur.
Bu toplumun orjinini bozmadan, daha örgütlü, daha dayanışmacı, Süregenliği bin olsa da, YOL da bir olduğu, evrenin varoluşu ve ezelden sonsuza kadar olan yolculuğuna her kim katkı verir ve katılım yaparsa, evrensellikte halkların ortak yaşam biçimini, ortak oluşturmada devrimci bir görev yapmış olacaklardır.
Varolan yapıdan birer taş düşürmek değil, herkesin birer taş koymasıyla yapıda kollektivizmi yaratmış olacaktır.
Diyalektik bir anlayış içinde, varoluşçuluğu benimsemiş, dogmatikliğe karşı yaşam sürecinde ve tarihin her dönemdeki zulmüne karşı durmuş bir Aleviliği her sınıfsallığı savunanın da sorunu olarak görmesi gerektiği inancındayım!
Aşk ile.
6 Ekim 2020
Bektaş Tosun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*

Open chat