Home » Makale » SINIFSAL ANLAYISI KIMLER TERK ETTI

SINIFSAL ANLAYISI KIMLER TERK ETTI

Aşağıdaki yazımı 4 yıl önce yazmıştım. Şimdi kısa bir pragrafla yeniden yayımlama gereği duydum.
Nedeni çok acı ve daha kötüye gidişimizin göstergesidir.

Bir yerel seçim havasına girdiğimiz süreçte bazı gerçekleri de eklemek zorunluluğu duydum. Bu ne kadar sorumsuzluk ve teslimiyet bayrağını çekmiş gibi bir anlayış içinde ve birde alkışlıyoruz ihtiraz edeceğimiz davranışlar sergilememiz gerekirken.
Genel seçimlerde, aynı siyaset anlayışından bir başka yoldaşımız HDP’ den Millet Vekili adayı olurken söylemedikleri kalmıyordu. Bir başka arkadaşımıza da CHP’ den Millet Vekili adaylık teklifine söylemediği çirkin söz kalmamıştı.. Şimdi bu durumu alkışlayanlar aynı anlayıştan CHP’ den Belediye Başkan adayı gösterilince aman ne alkışlar ne beğeniler ve ne övgüler söyleniyor kulağıma ve gözlerime inanamıyorum! Zorda kalıp, maddi ve manevi bir ihtiyaç olunca kitlelere danışılır dolaysıyla devrimci ve kollektif anlayış gereği olduğundan ve doğalda. Ama böyle bir süreçte ve konumlar da hemen birileri karar alyor, ya da karar veriyor hatta apar topar istifa ve hemen başka partiye üyelik, Başkanlık seçimine en hızlı bir konumda hazırlamışlardır vatandaşı…
Resmi olan bir partisi var halı hazırda, ondan değil de, bir başkası olan düşüncesine yakın olmasa da sol ve devrimci olan bir başka partide var. Ne ondan ne bundan olmayıp da, neden sitemin partisi olunca koşuyorlar hemen basit bir anlayışla?
HDP yasal ve Mecliste grubu olan bir parti olmasına ramen ve her konuşan da ona vuruyor üstelik…
Oysa yasa da suç işleniyor HDP’ ye “terörist” demekle.
Kimseye “dağda destek olun” demiyoruz. Hiç değilse yasal olan bir devrimci partiyle ittifak yapmak daha dik duruşlu olamaz mıydı?
Ben bir sosyalist ve devrimci olarak, geçmiş süreçteki savunduğum gerçeklerin de bilincinde olarak, Tarihe bir anekdot düşmeyi görev bildim.
Kimseyi desteklemesinden mahrum koymuyorum.
Artık yapılacak tek seçenek desteklemek olduğuna göre hayırlı olsun ve başarılar.
Dev-Yol, Fatsa, ÖDP, Haziran Direnişi ve bunların tarihselliğinde
Yaşasın halkların kardeşliği ve yaşasın direniş komiteleri…

SINIFSAL ANLAYIŞI KİMLER TERK ETTİ
Son yıllar da, seçim, seçim ve yine seçim rüzgarına kapılarak, kapitalizmin, sözde demokrasi söylevleri içinde boğuyoruz galiba!
Ulusal Kurtuluş Mücadelesi veren bir anlayış ile, sınıfsal anlayış arasında, “İki cami arasında bengemaz” gibi bir çıkmaz içine girmiş konumundayız sanki.
Sınıfsal anlayışa devam mı, yoksa “Demokrasi bir araçtır, zamanı gelince ineriz” diyeni bir kaç seçim daha izleyelim mi? Ya da bağımsızlık isteyen bir anlayışa biat temek zorunluluğu ve anlayışı içinde, basiretsizliğimiz mi başlandı?
Felsefi olarak sınıfsal anlayışıta olanların, tüm pozitif bilimleri aşarak, her iki anlayıştan birine katılarak, “Yetmez ama evet” çiler gibi, pozitif bilimi terk edip, teslimiyetçilik anlayışı içinde mi olmaktır yoksa?
Sınıfsal mücadelede, omurgası sağlam olmayan anlayışlar, her dönemde, kendini yaşanan kaosun için de bir kurtuluş aramak gafletinde ola bilirler.
Lakin; “Kesintisiz Devrim” anlayışından uzaklaşmış, sınıfsal mücadeleye ihanet içinde olduklarını bilmelidirler.
Bazıları, kazanılmış hakların ve mevzilerin farkındalıkları, kendi dünyalarında zayıfladığından,
“Denize düşen yılana sarılır” anlayışıyla, pragmatist bir taraf tutmanın, sınıfsal anlayışla nasıl bir çelişki içinde olduklarını, tarih yazacaktır.
Manipüle söylevler, çıkar ilişkileri, ezileni görmeden, ezeni görmezlikten gelmek, sınıfsal anlayışa ihanetin pençesinde olacaklardır. Bu süreçteki, yanlışları görmezlikten gelip taraf olanlar, hele de faşist bir süreçte (12 Eylül süreci) bedel vermiş, sosyalist kadrolarda yer almış, sınıfsal mücadele döneminde, yoldaşlarının ölüm ve idamlarını dahi unutup düzenin suyuna kürek çekiyor olmak, benliğini yitirmiş bir cansız beden den başkaları değillerdir!
Bu kirli kavgada, direnişten yana olmak, gelecekte yüzü ak olanlar olacaktır.
Tarafsız olarak, kimseye yaslanmadan, kimseye güven vermeden, kendi düşüncen doğrultusun da, kararı sınıfsal alarak davramak en onurulu duruştur.
Mesela; Çanakkale, Emperyalizme karşı bir kazanımdır.
Sonrası ve devamı olan, Cumhuriyet, Laiklik gibi akavarmlarda büyğk kazanımdır!
O kazanımda emeği olanları ve canını feda edenleri saygıyla anıyorum.
Dedem 1915 de daha 11 yaşındayken, şimdi torunum 12 yaşında.
Düşünmekte ve kendimizi sorgulamakta yarar var.
Sevgilerle
18 Mart 2015
Bektaş Tosun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
*