Home » Makale » İKİ YOLUN YOLCULARI

İKİ YOLUN YOLCULARI

İnançlı olmayan bir canlı yoktur. Her canlı yaşadığı sürece inancını korur ve o canlı için inancı kendine bir rehberdir ve bir yoldur ! İnançların ne kadar çok ve ne kadar renkli olduğu değil, ne kadar güçlü olduğu değil, önemli olan inançlara saygılı olmak ve hoşgörü ile yaklaşmak gerekir.
Her insan için inanç naziktir, zariftir, değerlidir ve bireyin kendisi için kimliktir ve bazen de candır, yaşamdır, enerjidir ve ruhtur !
İnanç; Sınıfsal olsun, liberal olsun, faşizan ve dinsel olmuş olsa da her konuda farklı yaklaşım biçimleri vardır.
Sınıfsal mücadele örgütlenmeyi, liberallik kapitali, faşizm ırkçılığı, Din ümmetçiliği (Kul olmayı, biat etmeyi) savunur.
İşte bazı inançların (Düşüncelerin) dogmatik inançlar olduğundan dolayı yol çatallaşıyor inanç boyutunu farklı düşüncelere yol açıyor !
Bu, çatallaşan yolu biraz açmak istersek şöyle bir gerçeklikle karşı karşıya geliyoruz.
1. VAROLUŞÇULUK inancı ve düşüncesi.
2. YARATICILIK inancı ve düşüncesi.
1.Varoluşçuluk; Everenin, evrimsel kavram içerisinde, canlılar da evrimleşmesini tamamlamış olarak bilinen ve kabul görenidir. Bu inanç en mantıklı, en akla ve usa yatkın olanı olarak bilinen ve kabul görenidir.

2. Yaratıcılık; Yaratıcı inancı, Tanrısal bir inanç ve bilinmeyen bir güç.
Bu bilinmeyen gücün etkisi, insan beyninde hep korku yaratmıştır. “Ya varsa” anlayışı, korkusunu beraberinde yaratmıştır. Bilinmeyen her şey korkuludur ve korkuyu yaratan anlayıştır yada geldiği süreçte korku unsuru olmuştur.
Yaratıcılık ( Korku) anlayışı öyle gelişmiş ki, asırlar sonra değişen dünya sürecinde, subjektifciliğini koruyarak, çıkarcı zorbaların, tacirlerin, sömürgecilerin, diktatörlerin, faşizmin en objektif bir düşünce halini almıştır beyinlerinde.
Bu aşağı tabakayla- yukarı tabaka, (Ezen ve ezilen) bey efendi köle, Tanrı ümmet ve korku düzeninin teorisi konumuna ulaşmış, Allah kavramıyla beynin başkaları tarafından ipotek altına alınmasına yol açan en büyük inanç biçimi olmuştur.
Bu inanç biçimi, yeraltı karanlığını da yaratarak (Cennet ve Cehennem) korku düzenini bir yaratıcıya (Allah’ a) havale edip, düzenlerinin sürmesi için bir kullanım aracı haline getirmişler ki, inanmayan herkes ya düşmanıdır, ya da sistem dışı bir haindir.
Bu, Tanrısal (Allah) anlayışlarına tabi olan bütün semavi dinleri (Yer altı karanlığına inanlar) içine alan inançları farklı görünse de, tek Tanrı anlayışında birleşen, farklı Peygamberleri ve kitapları olsa da, sitemleri korku kavramı içine yerleştirilmiş, farklı insanlar tarafından kullanılır bir sistem halini almıştır.
İşte; Bizler farklı inançlarda olan iki yolun yolcuları, bir yol ayrımında olduğumuzun farkında olalım artık.
Varoluşçuluk anlayışı ve inancına sahip olanlar kim olursa olsun aynı çember içinde olduğunun bilincinde olması gerekir ya da bu konuyu kendine felsefe edinip, ortak bir yolda buluşması gerekir. “Yol bir, süreklilik bin bir” anlayışı içinde varlığın (Varoluşçuluğun) birliğinde tek yolda yolcu olmanın yaşam biçiminde birleşmesi gerekir.
Solcu, sosyalist, devrimci, Alevi, Süryani, Keldani, Ezidi, Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Alman, Amerikalı, Asyalı, Afrikalı ve kim olursa olsun, Varoluşculuk tek yol olmalıdır.
Yaratıcılık (Tanrısallık) karşısında ümmet-Kul olmak istemeyen herkesin varlık ve birlik yolunda olmaması için hiç bir neden yok ve olması için düşünülmesi gerekir.
Yaratıcılık anlayışı kimlere düşman olmuştur, yaratıcı (Tanrısal) anlayışın oluşumundan bu güne kadar?
Tek düşmanları onların ve sitemlerine biat etmeyenler düşmanları olmuşlardır.
Onlara, tarihte karşı çıkanlara kafir, zındık, kızılbaş, kominist, anarşist ve şimdi en kötü adı terörist, vatan haini ve şimdiki adı ateistler olmuştur.
Türkiye özgülünde (Anadolu) hiç bitmeyen düşmanları Aleviler, solcular ve Kürdler olmuştur.
Bilim varoluşçulukta her zaman direnecek ve kazanacaktır. Bizler ve bilimden yana olanlarda bu kazanımın onursal yanını taşıyanlar olacağız ve tarih bunu böyle yazdı ve devamını da böyle yazacaktır.
Sömürü, zulüm ve baskının elindeki yaratıcılık gücünü almak için, varoluçular olarak çoğalmalıyız.
Yolumuz, ya bilimden yana olmalıdır, yada Din’ den yana! Zorbaya karşı, yarınlara için ve geleceğimiz için tek yol çağdaş bilim olmalıdır !
Saygılarımla
21 Ocak 2019
Bektaş Tosun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
*