Home » Depo » DEVRİMCİLİK VE BAHADIN

DEVRİMCİLİK VE BAHADIN

DEVRİMCİLİK VE BAHADIN
Önce, hangi kavramı ele alayım diye düşünürken, anladım ki pek fark yok bu iki kavram arasında! “Olur mu canım devrimcilik bir mücadele biçimi, diğeriyse bir yerleşim yerinin adıdır.” diye bilirsiniz.
Yine de diyorum ki hiç farkı yok ve bir birini tamamlamış ve de “Bahadın” deyince devrim, “Devrim” deyince, Bahadın olarak algılıyorum nedense ben!
Biraz Tarihi karıştıran varsa bilir o, coğrafyada ki yerleşim yerlerinin adını ve geçmişini. 1700′ lerden önce, o coğrafya da “Bahadın” diye bir yerleşim yerini göremiyorsunuz. (Belki bir 30-50 yıl önce de ola bilir) Ama Tatlı var, Salur var. (Salur-beyi) Sungur var. (Sungur Beyi) geçiyor. Yani; 1700 yıllarında iç karmaşalar, sosyo-ekonomik dengelerin en taban yaptığı, ayaklanmaların hatsafaya ulaştığı bir dönemi ki; Yavuz zaliminin sistemini devam ettirmek istediği ve isyanlar, baskı ve zulümlerin diz boyu olduğu bir süreç. O, dönemin Kızılbaşları ( Yavuzdan önce Alevilik diye bir sözcük yok henüz.) -Bu konuyu, ilerde çıkacak, Alevilik kitabımda açıklayacağım-
Baskı ve zulümden, oradan oraya savrulan, yaşam ve kültürlerine sahip çıkarak, farklı mekanlarda yer edinmek için oradan oraya savruluyorlar dirençlerini de her yerde sürdürerek!
İşte; O, Coğrafya da adı olmayan bir bölgeye yerleşirken, yani sekilenmek isterken, “Sekiyurt” oluyor kısa bir süre adı, Bahattin diye bir yiğidin varlığını duyana kadar. Ama o bölgede yaşayan Bahattin adındaki yiğidin ismini duyunca, daha da güven duyuyorlar Sekiyurt’ lular. Sekiyurt’ lu, olmanın bir anlam ifade etmediği gibi, bir koruyucu ve bir dayanışma içinde olacak bir başka arayış içindeyken Korkusuz, yiğit biri olan Bahattin’ in adıyla “Bahatinyiz” diye adlanmanın sonunda sonraki adı “Bahadın” oluyor bugünkü o güzel Bahadın.
İşte; ondandır ki, Bahadın yoktan var edilmiş bir yerleşim yerimiz olmuş, o günden bu güne kadar.
Devrimde öyledir işte…
“Devrim” yenilik, Devrimcilkte, Yeniklikçiliktir. Bahadını yoktan var eden, bir geleneğin temsilcileri başka ne yapar ki ve bu gelenek olmuş Bahadınlılar için?
Genlerine işlemiş o güzel gelenek! Yaşam biçimi haline gelmiş devrimcilik! Sürekli yenilemiş kendini.
Bahadın akla gelince önce Bir Aşık İbarhim gelir akla sonra, Bir Kuvaimilliye’ yi düşünün, 60′ ları, 70′ leri ve 80′ leri düşünün! Cumhuriyettin ilanından sonra, ilk girişim 63′ lerden sonra başlar. Bu girişim birazda, 1960 Askerleri darbesinin biraz anti Amerikancı olması, o süreçte ve Dünya’ da gelişen gençlik hareketlerinin de bir yansıması olarak, Bahadın’ ın o dönemki orta yaş ve 68 kuşağının girişimiyle, Bahadın’ ı Köyden, kasabaya dönüştürme girişimi bir yenilikçiliktir.( Devrimcilik)
Kasabaya dönüştürme sürecinde bazı yasal zorluklar olsa da, Yasaya göre, 400 nüfusun üzerinde ki, yerleşim yerlerine tanınan haktan yararlanmak amacıyla bir girişime başlarlar o dönemin yürekli büyüklerimiz. Belde olması bir devrimci mücadele girişimi kısa zaman da sonuç verir elbette. Nüfusu sayınca 400 nüfustan, 6 nüfus eksik gelir.
İşte yaratıcı devrimcilik buradan başlar ve ikisi Ankara’ dan olan bahadınlı, 4 kişi de, komşu köy Caferli’ den, Bahadın nüfusuna yazdırarak 400 sayısını tamamlayarak, Kasaba olma dilekçesini Devlete (İlçe kaymakamlığı) na sunarlar.
Devlet baba, dilekçeyi yerinde bulur ve belde olması için gereken yasal düzenlemeyi başlatırlar, Bahadın adına.
İlk iş nüfus sayımı ve ardından referandum önerilir, zamanın yasal prosedür olarak yoğun bir çalışma sonucu,
referandumun sonuncu EVET çıkıyor. Hemen ardından başlayacak olan bir seçim süreci ve başkan adayları belirleniyor. İşte, bu bir devrimdir ve devrimcililiğin en zorlu sürecidir yaratıcı yenilikçiler için ve Bahadın için yeni bir yaşam biçimi doğuyor böylece.
Bununla yetinmiyor zamanın devrimcileri! TİP’ den (Türkiye İşçi Partisinden) Belediye Başkanını seçiyorlar. İlk Belediye Başkanı, Hakka yürümüş olan, sayın Süleyman Özcan oluyor.
Bununla da yetinmiyor zamanın devrimcileri…
Yozgat gibi feodalizmin ve gericiliğin hüküm sürdüğü bir cografyadan, birde Mebus ( Millet Vekili) gönderiyorlar TBMM’ ye, Yusuf Ziya Bahadınlı’ yı.
En onurlu yanı da, Bahadın, Türkiye genelinde tek belediye Başkanı TİP’ (O, sürecin en devrimci ve sosyalist partisi) den olmasıdır.
Zulüm nasıl bitmez ise, bizim direniş ve devrimciliğimiz de bitmiyor ama…
1972′ de 12 mart Askeri faşist cuntası yönetime el koyuyor bir muhtura ile. Kısa zaman da ezip geçiyor postallılar bütün kazanılmış ülke genelinde ne varsa. Şimdi, Akepe ve fetoya boyun eğdiğine bakmayın o faşist generallerin, bütün yetkilerini dinci faşist bir güruha teslim ettiler hem de ufak bir direniş göstermeden.
Devrimcilik, bizim genimizde var ve biz yine durmuyoruz. 78 kuşağının en ön saflarında yerimizi alıyoruz, zamanın tanıklığında.
Daha donanımlı, daha devrimci bir çıkışla ve İsmail Altan gibi bir öndere, Belediye Başkanlığını verip, Bahadın’ a elektirike kadar bazı gelmesi gerekenleri getirip, bozkırda bir gül gibi yeşertip açmaya devam ediyor.
Tam olmasa da, bir taşra kasabası görünümü vere biliyoruz.
Biz “ Devrime gebe bir süreç” derken bir sabah, 1980, 12 Eylül askeri faşizmiyle karşılaşıyoruz…
İşkenceler vız geliyor, direnişler devam ediyor.
Faşist cuntanın en baskıcı döneminde, “Köy güzelleştirme Derneği” adı altında, örgütlenmeye devam ediyoruz.
Bahadın, Ankara, Berlin, Hollanda ve Mainz dernekleri arka rakaya kuruluyor 1987 ve 92 yıllarında.
Durmuyor Bahadın’ lılar. Sağlıkocağı, Çok Amaçlı Lise, Bahadın Kültür şenlikleri, Cem Evi, Kütüphane gibi kurum ve kuruluşları yaratıyorlar.
Şimdi ve bu süreçteki, insanlık dışı bir uygulama karşısında, yine bir devrim yaratma çabasında yoluna devam ediyor. Başardıklarının deneyimiyle, kısmen başardılar da aslında.
Bahadın’ da doğmuş büyümüş bir yaşlımızı tanımadığı bir coğrafyayanın, huzur evine yolluyor ya da zorunlu öneriyor bu sistem şimdi. Biz de, “Yok öyle artık, biz ölmedik” deyip, devrimci ruhumuzu yeniden devereye sokup, Bahadın için yeni bir vakıf (Bahadın’ da yaşlanma Vakfı) kurup, yaşlılarımızı da, bu sisteme ve bu faşizme teslim etmeyeceğimizin çabasını veriyoruz. Kazandık hep ve kazanacağız da. Yeter ki bilimden sapmayalım. Bilim yenilikten yana olmaktır ve yarındır, ışıktır buraya kadar doğruluğumuz böyle oldu ve böyle olacaktır. Yenilikte Devrimdir. Yani bizler de devrimciyizdir.
Bu HUZUR EVİ ni de kuracağız ve dahasınıda…
Daha çok devrimcilik bekliyor bizi ey Bahadınlılar!
Kolay gelsin herkese.
10 Mart 2017
Bektaş Tosun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
*