Home » Alevilik » DERSİM AYAKLANMASI

DERSİM AYAKLANMASI

DERSİM AYAKLANMADI

Bir kere Dersim ayaklanmadı. “Dersim Kürt Ayaklanması” diye bir şey yoktur. Dersim taciz edildi ve direnmeye zorlandı.
Dersim, Mustafa Kemal’in “Kurtuluş Harbi” çağrısına olumlu yanıt vermiş, emperyalizme ve hilafete karşı Anadolucu bir duruş sergilemiştir. M. Kemal, Alevi önderleriyle görüşmüş demokratik bir hukuk devletinin teminatını vererek yanına almıştı. Hatta başarılı olmazsa Dersim’e çekilmenin imkanlarını araştırmıştı. O günkü koşullarda, H. Bektaş Dergahı’nın ileri gelenleri ve Dersim ocaklarıyla ilişkisi bu yöndedir.
Diyap Ağa Seyit Rıza’nın kayınpederidir. Aralarında söz birliği vardır, anlaşmazlık yoktur. Toparlarsak, Anadoludaki direnişi desteklemek, şeriattan nefret eden Alevilerin genel bir tercihi idi.
Evet, Diyap Ağa Lozana götürüldü. Ancak, Kemalistler ırkçı/İslamcı tezlerini gizlemek, dünya kamuoyunu yanıltmak için bir vitrin olarak kullandılar onu. Kemalizm sözünden durmayarakTürklük ve İslam dışındaki tüm kimlik ve inançlara ve canı pahasına savaşmış köylü, amelele sınıfına ihanet etmiştir.
Diyap Ağa’nın ölümü 1935’tir. Ölmeseydi onu da sallandıracaklarından en küçük bir şüphemiz yoktur.
Dersim bir Kürt ayaklanması mıydı?
Asla…
Bu tez Alevileri amaçlarına entegre etmek isteyen milliyetçilerin tezidir. Genel ve özel bir Türkleştirme siyaseti izlendiği doğrudur. Ancak, Dersim’in baskın kimliği Zaza ve Alevi oluşudur. Alevi ocaklarının da merkezi olmasıdır. Dersim, hemen her devirde kendi hukukuyla yönetilen, yiğit insanları ve çetin doğasıyla ödün vermez bir diyarın adıdır. Devlet içinde devlet, kendine özgü bir komündür. Çıban başı olarak algılanmasının nedeni budur. Dolayısıyla “Dersim Bir Kürt ayaklanmasıdır” tezi çürüktür.
Dersim’i anlamaya çalışalım.
Dersim; ocak temsiliyetine dayanan, liderleri ve meclisi olan son Göbeklitepeydi. Son Nevalaçori, son Çatalhöyüktü. Dersim, ırk teorilerine, Arap’ın Allah’ına ve paranın gücüne direnen Hakk/ Hızır kültüydü. Dersim; devletsiz, askersiz, savcısız, hakimsiz, günümüze dek gelmiş antik bir eyaletti. Ve de etrafına (Ortadoğuya ve Balkanlara) kan pompalamaya çalışan yaşlı bir yüreğin ağır aksak atışıydı. İlk ateşten kalan son çıngıydı. Hakktı, doğaydı, sevgiydi…
M. Kemal’in önünde iki yol vardı; ya Ankara’yı Dersime benzetecekti, ya da Dersime taşıyacaktı beynindeki Ankara’yı. İkincisini seçti o.
Şayet M. Kemal, 19. Yy’dan sonra batının terk ettiği ulus siyasetine yönelmeseydi, hayalindeki cumhuriyeti Dersime benzetebilirdi. Bugünki Almanya, İsviçre ve ABD gibi çoğulcu bir sisteme yönelebilirdi.
M. Kemal, ideolojik gıdasını, 19. Yy Avrupa’sından ve İttihatçılardan almış bir liderdi. İttihatçılarla poz vermeye yanaşmaması, onların Ermeni katliamıyla ve Alman işbirlikçiliğiyle anılıyor olmasındandı.
İkinci neden ise, Anadolu/Mezopotamya halklarının, inanç ve kültürlerini inkar, imha ve yağmalamada batılılarla hemfikir oluşuydu.
Böylece Bahçeli’nin şahsında vücut bulan kör bir milliyetçilikle, Erdoğan’ın şahsında vücut bulan selefi bir gericilikle ülkeyi yönetmek daha kolay olacaktı.
Öyle de oldu.
Dersim’in çökertilmesi; yağmacı, sömürgeci, tekçi, asimilasyoncu siyasetlerin hayata geçirilmesi için şarttı.
Oysa Dersim, can ve mal güvenliğini, kısmi özerkliğini güven altına almak için her türlü fedakarlığa hazırdı. Dersim aşağılandı, karıştırıldı, birbirine düşürüldü. Dahası tecavüze uğradı. Anlaşmak için uzattığı ele her defasında tükürüldü, hakaret edildi. Dersim nefsi müdaafaya zorlandı, direnmeye mecbur bırakıldı. Seyit Rıza’nın teslim olurken giymiş olduğu çağdaş kıyafeti bile, hala Kemalistlerle anlaşabileceğine dair umutları olduğunu gösterir.
Dersimde yapılan, 14 bin yıllık bir medeniyetin alaşağı edilmesidir; kanla yazılan bir tarihin tekrarıdır. O külte önderlik yapmaya çalışan tarihi bir şahsiyetin çırpınışıdır, haykırışıdır:
“Ayıptır, günahtır, zulümdür, cinayettir!”

Aşk ile…

  1. 11. 2019
    Ali Rıza Aksın


    Bir katkı yazısı
     Hem anlaşılır, hem de doğruları çıplak bir biçim de söylenmesi, (esksik olsa da) yerinde bir yazı.
    Kemalist kafalar bu yazıyı dahi hala düşmanlık görüyor…
    Cellatına aşık gibi bir Ejder bey.
    Biraz, yani az biraz vicdanı yandan bakarsan görürsün.
    Yavuz döneminde 40 rakamını bilmeyen yoktur!
    Ama Cumhuriyet döneminde, Koçgri ve Dersim’de 120 bin insan katledilmiştir.
    “Körolmada gör beni” Yavuz atalar oldukça çoğunlukta galiba.
    Emevisiyle, Şi-a sı ile, ırkçı faşitti ile!
    İran’ ın Zerdüşlüğünü bitirip, 5. Mezhep Şi-a Mezhepini yarattılar.
    Şimdi sıra Anadolu ve Mezepotamya Alevilerini yok etmek ya da, mezhepler içinde paylaşarak asimilasyon ile ya Şi-a, ya da Sünni (Vahabi) anlayışı içinde yok etmektir.
    Başaramayacaksınız!
    Aleviler olmasa CHP olur muydu hala?
    Ama CHP var oldukça da Alevilerin asimilasyonu sürecektir.
    Ya CHP beslendiği kaynağın değerini bilsin ya da gölge etmesin!
    Ejdar bey. Musta Kemal’i 1924′ e kadar belki senden daha iyi savunurum.
    Ama hatalarıyla ayağına kurşun sıkmıştır Mustafa Kemal’
    En acısı Diyanet’ i kurması. Türk-İslam sentezini yasallaştırmasıdır.
    “Türk-İslam sentezi” demek, Kürtleri katletmek, Alevileri de asimilasyon etme projesidir.
    Atatürk senin olsun ama biraz vicdan sahibi olmanı öneriyorum Ejdar bey. Ya da Ejdar bey gibi düşünenler.

    20 Ağustos 2020
    Bektaş Tosun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
*