Home » Makale » AÇ SARAY SİAYSETİNİ İZLERKEN

AÇ SARAY SİAYSETİNİ İZLERKEN

AÇ SARAY SİYASETİNİ İZLERKEN
Biraz uzak kalayım dedim ve 2 haftadır da uzak kaldım siyasetten.
Sanki dünya bir birine girmiş gibi tartışmalar başarmış. Yada yeni bir Dünya savaşı başlayacak gibi bir tartışa ortamını gözlemler oldum. Zaten dünya hep kaos yaşıyor. Savaşlar hiç susmadı ki.
Ortam durulup kimse rahatlamadı ki bu dünya da.
“Medeniyet” diyorlar, “demokrasi” diyorlar, “İnsan Hakları” diyorlar.
Ne kadar kolay söylemek değil mi?
İnsanı boğazlayarak kesmek ve de kesenlerin patronu, Dünya’ nın en büyük demokrasinin var olduğunu bildikleri ülke Amerika oluyor!
Petrolü ya da başka bir fosil artığını, dahası maddelerini paylaşmak için, binlerce insan öldürenlere “demokrat” diyorlar.
Bu kelle kesenlerin patronu ve patronları da “İnsan Hakları” savunucusu oluyorlar, Dini bütün oluyor, ‘İslam demek barış” demek diyor bir zati muhterem.
“Tay-it desem Bektaş yine suçludur
Hem İslam oluyor hem de Haçlıdır
Kuduz olmuş başkan beni şaşırtır
Şaşırmış it nere pisler bilinmez”
Desem beni idam ederler biliyorum.
Şimdi herkesi bir telaş almış.
Reis; Gitmeli mi, kalmalı mı?
Gitsin de görsün şeyinin şeyini…!
Kalsın da görelim sevli boyunu!
Herkesi ikna etmeye çalışıyor. “Gitte özür dile, yoksa bütün devlet zarar görecek” diye.
Bir kısım da “Giderse devletimizin onuru zedelenir.” diyor.
Değişen bir şey yok ki!
Kalmak ve gitmek aynıdır. Ama önemli olan o zatı, siyasetten göndere bilmektir.
İçişleri Bakanı fırtına, Milli Savunma Bakanı Tayfun, AÇ Saray sözcüsü dolu gibi yağıyor, yandaş medya köpürüyor, yalakalar perişan.
Geçtiğimiz hafta sonunda da, Hollanda’ da ki kaldığım şehir Nijmegen’ e iki Yazar, gazeteci ve TR de popiler dostlar gelmişti. Bir gün önce Amsterdam konuşmalarından sonra bayağı katılımı yüksek bir ortamda dinleme olanağı buldum.
Çok hoş anlatımları, dinletmesini bilmeleri, farklı mahallenin ( Kendi deyimleriyle) insanları olduklarını defalarca vurgulayarak, Türkiye’ deki, tarikatların beslenip, yükselttiklerini anlattılar. Çok doğru bir anlatımdı.
Lakin; Tarikatlara dokunmak, eleştirmek oldukça kolay bir anlatım olduğunu biliyoruz. Neden mi?
TC. Yasasına göre, tarikatlar hala, yasal olmayan ve de sistem düşmanı oldukları için çok büyük bir cesaret gibi görünme anlayışına bürünmüş değerli anlatıcı dostlardı.
Sınıfsallık konusu zaten yoktu. Statükoculuğu kimler üstlendi hiç repertuarlarında yoktu, Derin devleti kimler temsil ediyor yoku, çözüm konusu hiç yoktu.
İyi insanlardı ve çok alkış aldılar.
Vahabi din anlayışının kurbanları dostları çok sevdi Hollandalı Türkiyeliler.
Ama anladım ki, bir projenin ta kendisi gibiydiler.
Küçümsemek anlamın da değil ama neden bilineni anlatanlar hala bu insanlara yeni gibi sunuluyor?
Utanıyorum doğrusu.
Söyleseler bize, derin devletin varisi kimler?
Söyleseler, AKEPE ve KIRMIZI ELMA ittifakı nereye kadar?
Söyleseler, Türk-Kürd kardeşliği midemiz için hazır lokmamı?
Söyleseler, Alevilik geçici bir rüya mı?
Ya adam gibi düşünüp tartışalım, yoksa saflarımızı fazla işgal etmeyin beyler!
Bana küfür etseniz de, sizin gibi küçük düşünmeyeceğimi bildiğinizden adım gibi eminim.
Bu yazı için siz yoldaşlara söyleyeceğim son sözüm şu olur.
Ahmet-Mehmet Altan’ lar ve Nazı Ilıcak bacıları tahliye oldu!
Taner Akçam savunucuları ve “Taraf Gazetesi” ortaklık yandaşlığı dolaysıyla, bir de yazı yayımlamıştı, Taner kardeşleri.
“Yetmez ama evet” kadrosu artık bir özür, yada özeleştiri bildirisi yayımlarlar diye iyimser bakmaya çalışacağım.
Evet.
Daha siyasetten pek uzak kalmayacağım.
Sevgilerimle
5 Kasım 2019
Bektaş Tosun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*

Open chat